banner87
28 Aralık 2010 Salı 05:42
747 Okunma
Konvansiyonel Silahların Yerini Kültürel Enstrümanlar Aldı


Bayhan: “İslam coğrafyasındaki kültürel-sanatsal etkinlik, mekân ve malzemelere olan rağbetin artması öze olan cazibenin artmasına vesile olmuştur.”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Gazeteci Yazar Nevzat Bayhan’nın, "Küresel" ve "kadim" arasında kültürel oluşlar üzerine kaleme aldığı makalesi toplum bilimciler tarafından ilgi ile karşılandı.

Burada, medeniyetlerin çatışması tezinin uzağında, medeniyetlerin buluşmasına da imkân sağlayan yeni hareketliliklerin, kültürleri ve kültürlerin taşıyıcılarının aldığı rolün gelecek adına da umut verici olduğunu söyleyen Bayhan, Orduların yerini hareketler (movements), tankların, topların yerini mobil eserler, füzelerin yerini elektronik mesajlar, karargâhların, kışlaların yerini müzeler, galeriler, sinema ve tiyatrolar, uçakların yerini televizyon, bilgisayarlar, mermilerin yerini ise programlar alırken, asker olarak filmler, kitaplar, dergiler, CD ve DVD`lerin sanal dünyamızda arz-ı endam ettiğini, hal böyle olunca dünya artık konvansiyonel silahlar yerine kültürel enstrümanlarla mücadele etme sath-ı mailine girdiğini, hiçbir sınır, menzil ve kısıt tanımayan bu araçlar, zamanın çok kısa bir anında milyonlara ulaşabilmekte. Işık hızını aşarak dünyanın herhangi bir noktasına saldırıda bulunabilmekte, "kuş uçmaz, kervan geçmez" yörelere mesajlarını iletebildiğini ifade ediyor.

Bayhan, Batı kültürünün söz konusu araçlarla küremizin neredeyse metrekaresine kadar istila ettiğine değinerek, özgüven sahibi kültürlerin bu apansız saldırılara karşı koymak için var güçleriyle savaş verdiğini söyledi.

Bayhan  şöyle devam etti. “Kültür mirası, sadece gelecek neslimizin değil insanlığın ortak mirasıdır. Toplulukları, milletleri, medeniyetleri benzerlerinden ayıran en önemli ayırım, geçmişe şahitlik, geleceğe ışık olan, sahip bulundukları bu mirastır. Çağdaş sanatlar gibi taşıyıcıların her sahaya rengini verdiği şu iletişim mevsiminde, gerçeğinden gittikçe uzaklaşan çocuk oyunlarından düğünlere, bayramlara, doğum âdetlerinden cenaze törenlerine varıncaya değin gelenek ve âdetlerimizin zararlı bir noktaya taşınmaması için yüreklerimizi ortaya koyup her türlü fedakârlığı göstermek zorundayız. Bu gayretle insanlığın tarih boyunca yaşadığı, biriktirdiği, geliştirerek yeni analiz ve sentezlerle zenginleştirdiği, canlı tuttuğu ve varoluşunun ifadesi olan kültürel mirasımızı da bir sonraki nesle daha faydalı-etkili ve kalıcı olarak bırakmış olacağız.”dedi.

Özünden uzaklaştırılmış, sosyal otokontrol değer ve parametrelerini yitirmiş toplumlar biyopsikososyal travmalarla karşı kaşıya kaldığımızı, kitle ileti(şi)m "silahlarıyla" (kitle yönlendirme araçları da diyebiliriz) toplumları bilgi bombardımanına tabi tutan küresel aktörlerin dünyayı ileten ve iletilen, üreten tüketen, veren ve alan durumuna düşürdüğünü, karşılıklı iletişim ve uzlaşıyı salık veren, insanın ortak evrensel değerlerini vazgeçilmez gören evrensel kültürün son asırda küresel kültürün ezici gücü karşısında sinmiş olsa da son dönemlerde bazı mevzileri kazandığını da sevinerek izlediğimizi söylüyor.

“Engel ve değer tanımaz, benmerkezli, menfaat odaklı, seçkin azınlığın mutluluğunu gözeten bu kültüre karşı duracak olan köklü, kalıcı, özenilir, tefani soluklu, semavi kökenli, halk destekli kültürümüz, mücadele unsurlarının bütününe sahiptir.”diyor Bayhan.

Bayhan, Küresel aktörlerin bütün oyun, yatırım ve çabalarına rağmen dünya üzerinde, aynı kalıp veya tornadan çıkmış gibi tekdüze bir kültürden bahsetmenin oldukça zor olduğunu, Çin, Hindistan ve Afrika`nın kendi kültürlerine dönmek için ortaya koyduğu performans renkli, engin ve zengin bir dünyanın yeniden oluştuğunun emarelerini gösterdiğine dikkat çekiyor.

Doğu coğrafyasında ümranların yeniden kurulacağını, yeni medeniyetlerin neşv-u nema bulacağını, yeni kültürel ve sanatsal cazibe merkezi olacağını söylemenin kâhinlik olmayacağını, ifade eden Bayhan, insana insanlığını hatırlatarak, insan olmanın izzet ve erdemini kazandıran kültürümüze dünyadaki herkes ve kesimin ihtiyacının olduğunu, sadece günü değil, dünü ve yarınıyla, beden ve ruhuyla derinliği ve derûniliğiyle ele alan irfanımız bunu şarkı, türkü, fıkra, hikâye, masal, destan gibi yaşantının her unsurunda gergef gibi işleyerek derc ettiğini, ortak paydada gözetilerek herkes ve kesime gerekli itibarı sağlayacak birleşik bir kültür atlasının çıkarılması gerektiği ve milli harsın, bünyenin daha büyük zararlara giriftar olmaması, hırpalanmaması için kültürümüzü derleme ve araştırma politikalarının oluşturulması, tekrar gözden geçirilmesi, çağa göre yenileştirilmesinin aciliyet kesbettiğini ifade diyor.

Makelenin sonunda Bayhan, “Acil eylem planına; geçmişten tevarüs edilen hazinelerimizi ortaya çıkarma ve geleceğin kültür izleğini belirlemek amacıyla, bilimsel, akılcı, gerçekçi çalışmalarla itinayla hazırlanacak kültür politikalarıyla başlamakta fayda olacaktır. Evrensellikten, evrensel değerlerden kopmadan, küresel aktörleri göz ardı etmeden, ulusal çıkarları hesaba katarak, demokrasi ve insan haklarını merkeze alan, zamana uyum içinde, geleceği yakalayacak olan değişim ve gelişimlere açık stratejiler geliştirilmelidir. Çünkü geleceğin süper güçleri, kültürü zengin, kültürünü dünya insanının faydasına sunabilen ve bu gücünün farkında olup, farkındalık oluşturan ülkeler olacaktır.”diyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.