Adıyaman, bir göz hastalığı olan Trahom hastalığının anavatanı olarak tıp tarihine geçmiştir. Trahom, karasinekle bulaşan, tedavi edilmediği takdirde kör eden bir hastalıktır. Bu nedenle de Adıyaman’da kör insan çoktu.[1] Bu insanlar bir zanaatla uğraşamadıkları, çiftçilik yapamadıkları ve gelir getiren bir meslek sahibi olamadıklarından Kuran kurslarına gönderilir ve bu kurslarda Kuran’ı hıfzederek hem Kuran hafızı olur ve hem de toplumda saygın bir sınıf oluştururlardı. Adıyaman’da bu nedenle kör olan her kese “hafız” diye hitap edilirdi.

Bu hafızlardan Kapcami Kuran Kursu hocası (benim de hocam) Hafız Mustafa Kaplan çocukken kör olmuş, Kuran hafızı olduktan sonra Adıyaman’a gelen bir göz doktorunun o günkü şartlarda ameliyat etmesi sonucu gözleri görmeye başlamıştır.

Daha sonra Trahom-Savaş dispanserleri tesis edilerek trahom tedavisi başladı. Ben de 1958 yılında İlkokula başladıktan sonra bu hastalığa yakalandım. Ama trahom memurları tarafından düzenli olarak trahom tedavisi gördüm ve kör olma tehlikesini atlattım.

Halen hayatta olan bu hafızlardan Hacı Hafız’dan aldığımız bilgilere göre Adıyaman Ulu Camii müezzini Abdulgani Hafız da â’ma bir hoca olup Adıyaman’da onlarca hafız yetiştirmiştir. Ulu Caminin kuzeyinde bulunan iki katlı binanın bir bölümü Müftülük olarak kullanılırken diğer bölümleri de hafız yetiştiren ve başka illerden gelen hafız adaylarının yatıp kalktıkları odalardan ibarettir.

Kuran okutmak ve öğretmek, hafız yetiştirmek yasak olduğundan zaman zaman devlet görevlileri baskın yaparlar, “Burada ne yapıyorsunuz?” diye sorduklarında, Abdulgani Hafız da “Namaz surelerini ezberliyoruz.” diye cevap verir.

Abdulgani Hafız’ın Adıyamanlı talebeleri yanında Nizip, Elbistan, Doğanşehir, Maraş, Osmaniye ve Urfa’dan da talebeleri vardı. Dolayısıyla Adıyaman o dönemde Hafızlık Eğitiminin merkezi durumunda idi.

Adıyaman hafızlık eğitiminin bölge merkezi olduğu gibi Urfa da İslamî ilimlerin öğretildiği bir merkezdi. Buluntu Hoca[2]isimli âlimden çevre illerden ve Adıyaman’dan birçok öğrenci mezun olmuştur.

Resimdekiler soldan sağa: Abdulgani (Qeni)Hafız, Deli Kado, Arif Hoca'nın oğlu Celal Yücetaş

 

[1] Adıyaman’a “Kör Semsur” denmesinin sebebi de bu olsa gerek.

[2] Hacı Abdurrahman Buluntu Hoca (1868-1967)Şanlıurfa’nın yetiştirmiş olduğu Devrinin en büyük din âlimlerindendir. Kelami Dergahı postnişini Esad Erbili hazretleri bütün halifeleriyle Menemen Vakasıyla ilişkilendirilerek içeri alınır ve yanılmıyorsam 17 idam kararı vardır. Diğer tüm halifeleri de tutuklanmak üzere araştırılır. Evraklar arasında Urfa'dan Abdurrahman Hoca da vardır. Gelir Urfa’da araştırırlar ancak bir türlü Hocayı bulamazlar. Meğerse Urfalılar Abdurrahman Hocaya Buluntu Hoca dedikleri için tespiti mümkün olmaz ve o koğuşturmadan bu şekilde kurtulur. Bir nevi idamdan kurtulmuştur; lakabından dolayı. Buluntu Hoca, Halil’ü Rahman medresesinde yıllarca ders vermiştir. Osmanlı Devleti zamanında Boybeyi olan soyadı Cumhuriyet devrinde Buluntu olarak tescil edildi. 24.11.1967 yılında vefat edip naaşı Balıklıgöl’ün güney tarafında bulunan Halilürrahman Cami kabristanındadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.