Şu fani dünyanın bütün debdebesine, rezilliğine, çirkefine rağmen, yine de kime sorsanız, herkes daha fazla yaşamak ister.

Hayat şartlarının zor olması, nefes alınmaz bir dünyada yaşanması bile, insanın fazla yaşayabilmesi hevesini asla kırmıyor/kıramıyor.

Hele bir de sağlığı, sıhhati, gücü, kuvveti, malı, mülkü varsa, asla bırakıp gitmek istemez.

Her şeye rağmen, herkes daha fazla yaşamaktan memnundur.

Ancak, bir düşünün bakalım!

Dünya var olduğundan bu yana, herkes yaşamış olsa, kimse ölmemişse, dünya ne hale gelirdi?

Düşünebiliyor musunuz?

İnsanlar yeryüzüne sığmazdı

Hele bir de sağlığı, sıhhati bozulmuş, aşırı yaşlanmış ve yeni doğanlar yan yana!

Aman Allah’ım!

Her şeyin hayırlısı!

İyi ki ölüm de var ya!

Hem, "ölüm güzel olmasaydı, ölür müydü Peygamber."

***

Neyi, nasıl, nerede yaşıyoruz?

Neyi, nasıl sorguluyoruz?

Neye, nasıl inanıyoruz?

Hangi sisteme inandık ve yaşıyoruz?

Akılların donduğu, hayâsızlığın tavan yaptığı…

Kafamızda, cevapsız, anlaşılmaz sorular…

Belki de anlaşılan ama umursanmayan sorular.

Kim bilir!

***

İnsanlar, U dönüşleri yapmaktan asla geri kalmıyorlar.

Hatta bunu bir maharetmiş gibi, her yerde de dillendiriyorlar.

İnsanın yaşamı boyunca, bir çizgide dosdoğru ilerlemesi dururken, bu ikiyüzlülük neden?

Örnek mi?..

Siyaset, Spor, Sanat, Medya…

***

Görürüz, ama inanmayız.

Yaşarız, ama umursamayız.

Dillerde dualar düşerken…

Gönüller boş, beddualar…

Beyinler sarhoş, ortam çok loş.

Kerim BAYDAK

[email protected]