Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'ndaki yenilgisi yıkılmasına neden oldu. 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Antlaşması ile galip devletlere Anadolu ve Trakya'yı işgal hakkı verdi.

Osmanlı tarihi uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Kurt düşmana ilk kurşunun Mehmet Çavuş tarafından 19 Aralık 1918'de atıldığını devletin tüm resmi belgelerinde dayanarak şöyle anlattı:

"17 Aralık 1918'de Mersin'e gelen takviye kuvvetler ile bölgede iyice güç kazanan Fransızlar ve bunların kılavuzluğunu, bir anlamda koçbaşılığı görevini yapan Ermeni milisler bölgede Küçük Ermenistan'ı kurmak için harekete geçerler.

19 Aralık 1918 tarihinde Özerli (Özer İli) köyünde yapılan hakaretlere dayanamayan Mehmet Çavuş (Kara) silahına sarılarak düşmana ilk kurşunları atarak 2 Ermeni milisi öldürür…"

15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir'e çıkan Yunanlılara da ilk kurşunu Gazeteci Hasan Tahsin de attı ve şehit edildi.

19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal ilk adımı Samsun'da attı.

23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisini topladı.

1. İnönü Zaferi, (6 Ocak 1921) 2. İnönü Zaferi (23 Mart - 1 Nisan 1921) Sakarya Meydan Muharebesi - (23 Ağustos-13 Eylül 1921) ve 30 Ağustosta Başkomutanlık Meydan Savaşı kazanıldı.

29 Ekim 1923'de "Cumhuriyet" ilan edilmesi ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu.

O günlerin yaşanan olayları ve Gazi Mustafa Kemal'in efsaneleşen deyişlerini ve şanlı tarihimiz unutulmaz kahramanlıklarını bir kez daha anımsayalım.

Yunanlılar 23 Mart 1921'de İngilizlerin desteğini de alarak taarruza geçtiler ancak İsmet Paşa komutasındaki düzenli Türk birlikleri karşısında bozguna uğradılar.

2. İnönü savaşı ile gelen bu zaferden sonra Mustafa Kemal, İsmet Paşa'ya şu telgrafı çekti:

"Siz orada sadece düşmanı değil, Türk Milletinin makûs talihini de yendiniz."

10-24 Temmuz 1921 tarihleri arasında İngilizlerin büyük desteğini ile saldıran Yunan ordusu karşısında zayiat vermemek için ordumuz Sakarya Nehrinin doğusuna çekilmek zorunda kaldı.

5 Ağustos 1921'de "Başkomutanlık Kanunu" çıkartıldı.

Meclis tüm yetkilerini Başkomutan Mustafa Kemal Paşaya devretti.

Mustafa Kemal 8 Ağustos 1921'de Tekâlif-i Milliye Emirlerini (Vergi Yükümlülüğü) çıkardı.

Bu para ile Türk Ordusunun eksikleri tamamlandı.

23 Ağustos'ta Yunanlıların yeniden taarruza başlaması karşısında Mustafa Kemal şu emri verdi:

"Hattı Müdafaa yoktur, Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır."

22 gün süren savaş sonunda Türk ordusu büyük bir zafer kazandı, Yunan ordusunu kaçmak zorunda bıraktı.

TBMM, Mustafa Kemal Paşa'ya "Mareşallik" rütbesi ile "Gazilik" unvanı verdi.

26 Ağustos 1922 sabahı Büyük Taarruzu Mustafa Kemal şu emirle başlattı:

"Ordular! İlk hedefimizi Akdeniz'dir. İleri"

30 Ağustos'ta büyük zafer kazanıldı.

Elbette tek bir kahramanımızı unutmaz ve onları minnetle bağrımıza basarız.

İşte Albay Reşat'ın öyküsü:

Mustafa Kemal, Büyük Taarruz'un 2. gününde, muharebenin kaderini etkileyecek en kritik mevkideki Çiğiltepe' nin düşmandan temizlemesi görevini 57. Alay komutanı Albay Reşat'a verdi.

27 Ağustos 1922 saat 10.30

Mustafa Kemal: Reşat Bey, bu önemli tepeyi ne zaman alacaksınız?

Albay Reşat: Komutanım, yarım saat sonra alacağız.

Mustafa Kemal: Başarılar diliyorum.

Saat 10.45

Mustafa Kemal: Düşmanın halen direndiğini görüyorum. Gözümüz o tepede, çok önemli.

Albay Reşat: Komutanım tepeye düşman bir tümen yığmış direniyorlar. Ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.

Albay Reşat'ın istediği yarım saat dolduktan sonra Saat 11.00

Mustafa Kemal: Reşat Bey'i istiyorum.

Bir asker: Komutanım Reşat Bey size bir mesaj bırakarak intihar etti. Okuyorum;

Komutanım, yarım saat zarfında bu tepeyi almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam komutanım.

Mustafa Kemal'in gözlerinden yaşlar boşanır:

Bir başka vatansever

110 santim boyundaki Ali Şamil'in görevi Enver Paşa'nın karısı Naciye Sultan'ı eğlendirmekti.

Enver Paşa İstanbul'dan ayrılınca Şamil, Padişah Vahdettin'in kızı Ulviye Sultan'ın sarayına gönderildi.

O artık sarayın soytarısıydı.

Sarayda en çok sevdiği kişi Ulviye Sultan'ın kocası İsmail Hakkı Bey'di.

Millî Mücadele başladığında gizlice Anadolu'ya gitmek isteyen İsmail Hakkı Bey'i Ali Şamil yakaladı.

Ali Şamil Hakkı Bey'i tek bir şartla Padişah Vahdettin'e söylemeyecekti.

O şart kendisinin de Millî Mücadele'ye katılmasıydı.

Hakkı Bey'e kabul etti Ankara'ya yola çıktılar.

Mustafa Kemal durumu öğrenince ikiliyi kabul etti.

İsmail Hakkı Bey ve saray soytarısı Ali Şamil cepheye gitmek istediklerini söylediler.

Ali Şamil'in üzerine uygun asker kıyafetleri dikildi ve cepheden cepheye dolaştı.

Kaynak Yeniçağ: Sarayın soytarısı... - Orhan UĞUROĞLU

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.