banner127
06 Ocak 2021 Çarşamba 14:15
32 Okunma
Türkiye'de 10 milyon insan madde bağımlısı

İHH İnsani Yardım Vakfı’nın 2018 yılında başlattığı “Mahallene ve Okuluna Sahip Çık Uyuşturucuya Hayır” konferansları Türkiye’de 36 ilde, Balkanlar ve Avrupa’da toplam 6 ülkede gerçekleştirildi. 

Bu kapsamda öğretmenler, din görevlileri, AMATEM sağlık çalışanları, psikiyatri doktorları, psikologlar, muhtarlar, din görevlileri ve STK’ların katılımı ile gerçekleştirilen programlarda madde bağımlılığı ile mücadele sivil toplumun rolüne dikkat çekmeye çalışıldı. Bağımlı tedavisi gören bireyler ile bağımlı aileleri ve alternatif ilaçsız bağımlı tedavi merkezleri ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirildi.

Madde bağımlılığı artıyor

Madde bağımlılığı ile alakalı tüm faaliyetleri organize eden ve saha raporunu hazırlayan İHH Mütevelli Heyeti Üyesi Osman Atalay, rapordaki verileri ve değerlendirmelerini şöyle özetledi:

"Türkiye nüfusunun yüzde 15,8’i 15-25 yaş grubunda. 12 milyon 971 bin 396 çocuğumuz madde bağımlılığı riskine karşı savunmasız durumda. Türkiye’de yaklaşık 10 milyon insan madde ve davranış bağımlısıdır. 125 bin STK bu konuda duyarsız kalıyor. Cinayetlerin yüzde 60’ı, saldırıların yüzde 40’ı, tecavüzlerin  yüzde 33’ü alkol ve madde kullanımı olan kişiler tarafından gerçekleştirilmektedir. Türkiye genelinde madde bağımlılığı, sanal kumar ve teknoloji bağımlılıklarının ciddi boyutlarda olduğunu görüyoruz. Ankara Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu 2015’den itibaren uyuşturucu ve madde problemine sürekli işaret etmiştir." 

3 yıllık seferberlik ilanı

2018 yılında bağımlılıklar ile mücadelede seferberlik kararı alındığı ifade eden Atalay, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Dönemin Sağlık Bakanı, 2018 Şubat ayında tütün, alkol, kumar, teknoloji ve uyuşturucu bağımlılığı ile seferberlik mücadele sürecini, "3 yıl" olarak sınırlı tutmuş ve bu süreç sonucunda istenilen başarı elde edilemez ise Avrupa’nın metotlarına başvurulacağını ifade etmişti.Uyuşturucu ve bağımlılıklar ile mücadele seferberliğinde, 3 yılı geride bıraktık.Geçen bu 3 yılda; Türkiye’de yılda kaç gencimiz, kendi rızası ile maddeden kurtulmak için hastanede ayakta ya da yatarak tedavi görmüştür?Tedavi sonrası, bu bağımlıların durumu, maddeye geri dönenlerin sayısı, istihdam sorunu nedir?Sanal kumar bağımlı sayımız nedir?Uyuşturucu ve madde kullanan ve bağımlı insan sayımız nedir?Teknoloji bağımlısı kişi sayımız nedir? Gibi konulara cevap bulmamız gerekiyor.

"125 bin STK sorumluluk almalı"

Türkiye’de 4 yılda bir Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nca yapılması gereken Türkiye’nin madde ve bağımlılıklarla ilgili saha raporuna ihtiyacımız var! Bu mücadelede sahadaki muhatap kurumların daha çok desteğe ve fedakarlığa ihtiyacı olduğu görülüyor.

Uyuşturucu ile mücadelede emniyet, jandarma ve gümrük muhafaza kurumlarımızın özverili başarılı çalışmaları var. Arz ile mücadelede güvenlik ve emniyet birimlerimizin yalnız bırakılmaması gerekir. Sayıları 125 bini bulan sivil toplum kurumlarımızın taleple mücadelede görev üstlenmemeleri ciddi bir sorun. STK’lar bu anlamda sahada aktif sorumluluklar almalıdır. STK’larımızın yılda en az bir kez, kamu kurumlarımız sürekli Türkiye’nin 81 ilinde riskli ilçe ve mahallelerde 14-19 yaş guruplarına yönelik uzun vadeli sürdürülebilir kültür, sanat ve spor projeleri gerçekleştirmesi gerekir.

Kamu, sivil toplum, üniversite, medya, sanat ve spor camiasının bütüncül bir mücadele desteği sağlanmadıkça bu madde ve teknoloji bağımlılığı sorunu önümüzdeki 5 yıl içerisinde üzücü sosyolojik dip dalgalarla boğuşmamızı daha da zorlaştıracaktır.

"Uyuşturucu çeşitlendi, geçiş güzergahı üzerindeyiz"

Atalay, uyuşturucu ile mücadelede kamu personelinin planlı, kararlı ve sistemli kullanılması yoluyla büyük bir mesafe kat edilebilineceğinin altını çizerek, "Bu çerçevede görev alabilecek 50 bin 192 muhtar, 1 milyon 77 bin öğretmen, 130 bin din görevlisi ve 300 binden fazla emniyet personeli bulunmaktadır. Uyuşturucu çeşitlendi. Geçiş güzergahı üzerindeyiz. Türkiye, son 20 yılda sürekli çeşitlenen birçok uyuşturucu ve uyarıcı maddenin imal edildiği ve ayrıca geçiş köprüsü bir ülke konumdadır.Doğudan batıya, batıdan doğuya Suriye, Irak, İran, Avrupa kara ve deniz yolu ile madde sevkiyatının transit köprüsü konumundayız. 2019 yılında 19 ton ile dünyada en fazla eroin ele geçirilen ikinci ülke olduk. İran 25 tonla ilk sırada yer aldı.32 ülkeyi etkileyen uyuşturucu trafiğinden elde edilen gelir 10 milyar dolar büyüklüğünde."

"13 milyon genç risk altında"

"Genç ve işsiz durumdaki 14-24 yaş gurubundaki 13 milyon gencimiz için çok riskli bir durum söz konusudur"diyen Atalay açıklamasını şöyle sürdürdü:

“İddiaa” türü şans oyunları ve sanal kumar bağımlılığı 3 milyon kişiyi esir almış durumdadır; her kumar ve teknoloji bağımlısının potansiyel bir madde bağımlısı adayı olduğunu unutmayalım.

Gençlerin yüzde 31,3’ü sık sık sigara içtiğini, yüzde 4,9’u sık sık alkol aldığını, yüzde 4,1’i bir kez uyuşturucu kullandığını, yüzde 1,2’si ara sıra uyuşturucu kullandığını, yüzde1,1’i ise sık sık uyuşturucu kullandığını ifade ediyor. Sonuç olarak Türkiye’de gençlerin yüzde 50’si bağımlılık riski altındadır.Ülkemizdeki uyuşturucu bağımlı sayısının 1 milyon 700 bin olduğu tahmin edilmektedir. Uyuşturucu ile mücadelenin dönemsel bir şekilde yürütülmesinin kesinlikle başarılı olacağı mümkün görülmüyor. 

83 milyon Türkiye, nüfusunun yüzde72’si 35 yaş altında olması ve halkımızın yüzde 92’sinin kent ve ilçelerde yaşıyor olmaları dezavantajlı bir durumdur. Şehirlerin uyuşturucu madde ve suç kavramını örtülü bir şekilde içinde barındırdığını unutmayalım.Türkiye’de 5 bağımlılık illeti olan tütün, alkol, kumar, teknoloji ve uyuşturucu sorununu tek çatı altında irdelemek ve mücadele etmek zorundayız."

"Pandemi mücadeleyi olumsuz etkiledi"

DSÖ’nün Hastalıkların Uluslararası Sınıflandırılması Kurumu (ICD), 2018 yılında bilgisayar oyunu bağımlılığını resmen bir zihinsel sağlık sorunu olarak kabul ettiğini açıkladığını aktaran Atalay, "Koronavirüs pandemi süreci tüm dünya ve Türkiye’de ekonomik ve sosyal yaşamı olumsuz etkiledi. Teknoloji, alkol ve ilaç bağımlılığında gözle görülür bir artış olduğu vurgulanmaktadır.Pandemi sonrası işsizlik ve sosyal sorunların etkisiyle madde ve teknoloji bağımlılığının seyrini ve etkilerini iyi okumamız gerekiyor. Bu süreç aynı zamanda tedavi süreçlerini ve mücadele süreçlerini olumsuz etkilemiştir."dedi.

"15 il güvenlik problemi yaşayabilir"

İHH Mütevelli Heyeti Üyesi Osman Atalay, Arz-talep önleyici ve koruyucu politikaların sağlıklı yürütülmez  ise "Bağımlılıklarla Mücadele" sorununun15 kentin en büyük güvenlik sorunu haline gelebileceğini vurgulayarak, özellikle, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Denizli, Gaziantep, Adana, Edirne, Konya, Kayseri, Samsun, Van, Diyarbakır ve Şanlıurfa gibi büyük kentlerin bu durumdan olumsuz etkilenebileceklerini söyledi.

 Türkiye’de genel durum

Cinayetlerin yüzde 60’ı, saldırıların yüzde 40’ı, tecavüzlerin yüzde 33’ü alkol ve madde kullanımı olan kişiler tarafından gerçekleştirildiğine işret eden Atalay, şunları kaydetti:

"Ülkemizde sigara, alkol ve uyuşturucu maddeleriyle tanışma ve madde kullanım yaşı giderek düşüyor. 12-17 yaş arası gençler büyük risk altında.

Türkiye’de uyuşturucuya başlama yaş ortalaması 20.8’dir. Uyuşturucu öncesi tütün kullanım oranı yüzde 81, alkol kullanım oranı ise yüzde 38’dir. 82’si madde kullanmaya esrar ile başlamıştır. yüzde 74.4’ü maddeyi ilk kez arkadaş veya yakın çevresinden temin ediyor. Yüzde 36’sı maddeye merak etkisiyle başlıyor. Yüzde 55.3’ü bağımlı olduğunu ifade ediyor. Yüzde 55.6’sı uyuşturucu madde kullandığı için sosyal güçlük çekiyor. 2019 yılı verilerine göre, hayatının herhangi bir döneminde madde kullananların yüzde 94.2’si erkek yüzde 5.8’i kadın. Yüzde 64’ü ortaokul ve ilkokul düzeyinde eğitime sahip. Yüzde 89.6’sının annesi ev hanımı. Bağımlı gençlerin, annelerinde ortaokul ve ilk okul eğitim düzeyi yüzde 94.8, babalarında ise ortaokul ve ilkokul eğitim düzeyi yüzde 88.8’dir. Yüzde 45.9’u maddeyi kendi evinde kullanmaktadır. Yüzde 85.5’i aile fertleriyle birlikte yaşamaktadır. Yüzde 71.2’i 15-24 yaş arasında uyuşturucu kullanmaya başlamıştır.

Ulusal Sağlık Araştırmaları verisine göre, 7 milyonun üzerinde (nüfusun yüzde 12’si) kişinin alkollü içecek kullandığı görülmektedir. 2018 yılı verilerine göre sigara içme oranları erkeklerde yüzde 52,9, kadınlarda ise yüzde 34,1’dir. İsveçli sanal kumar şirketlerinin gelirlerinin 1/4’ünü Türkiye’den elde ettiği biliniyor. Aynı şekilde, dünyadaki 5 milyar dolarlık kumar gelirinin yüzde 2,5’i de Türkiye’den elde ediliyor.

 Ülkemizde uyuşturucunun yüzde 80’i sokak satıcılarından ve internetten temin edilmektedir. Başta İstanbul, Bursa, İzmir, Ankara ve Antalya olmak üzere 81 ilin tamamında uyuşturucu madde kullanımı tespit edilmiş durumdadır."

 Teknoloji bağımlılığı

 Altay, her geçen gün teknoloji kullanım yaşı düşerken kullanım oranlarının da arttığına dikkat çekerek, "Kişilerin yüzde 64’ü eğlenme ve zaman geçirme, yüzde 27’si haberleşme ve iletişim, yüzde 9’u ise eğitim ve araştırma amaçlı olarak teknolojiyi kullanmaya devam ediyor. dedi.

"Gelir durumuna göre uyuşturucu tercih ediliyor"

"Teknoloji kullanımımızın 2/3’ünün eğlence ve sanal ağlarda geçtiğinin altını çizen Atalay, şu ifadelere yer verdi:

"Gelir durumuna göre uyuşturucu tercih ediliyor. Bonzai, esrar, snus ve skunk gibi sentetik içerikli uyuşturucular kültür ve eğitim düzeylerinin alt seviyede olduğu maddi açıdan gelir düzeyi düşük bölgelerde sıklıkla kullanılmaktadır. Gelir ve kültür düzeyi yüksek bölgelerde eroin, metamfetamin, kokain, ekstazi, gülme gazı gibi uyarıcı olduğu düşünülen uyuşturucu maddeler kullanılmaktadır."

AMATEM durumu ve alternatif tedaviler

Tedavi yöntemi ve uygulamada dikkat edilecek hususlara değinen Atalay, açıklamasını şöyle tamamladı:

"Uyuşturucu bağımlısının tedavi olduktan sonra aynı mahalleye, aynı sosyal çevreye dönmesi, hem kendisi hem çevresindekiler açısından büyük bir tehlike arz ediyor. Bunun yanı sıra bu gençlerin hiçbir meşguliyetinin ve işinin olmaması da oldukça büyük bir tehlike olarak görülmedikçe AMATEM’lerdeki maddi ve manevi çabalar boşa gitmiş olacaktır.

Aileler, çocuklarını artık AMATEM yerine, daha önce madde bağımlısı olan kişilerin açtığı ilaçsız özel tedavi kamplarına göndermeyi tercih ederken, AMATEM’ler ise bir anlamda “detoks merkezi” olarak görülüyor.

Bağımlılıkla mücadelede işbirliği şart.Uzmanlar arzla mücadelenin yetmediğini, taleple mücadeleye ağırlık verilmesini gerektiğini ifade ediyor. İnsanların madde kullanmasını mutlaka engellememiz lazım. Aksi durumda tedavi kanallarına ulaşmasını ve bağımlı kişi “tedavi olmak istiyorum” diyorsa vakit geçirmeden tedavi imkânını sağlamamız gerekiyor. Bağımlının tedavisi ömür boyudur. Bu mücadelede başarılı olmanın yolu sağlık, sosyal, hukuk, özel sektör, medya, üniversiteler, kamu ve sivil toplum ile sonuç odaklı sonuç odaklı bir işbirliğini sağlamaktan geçiyor.

Uyuşturucu, sigara, alkol, teknoloji ve kumar bağımlılıklarıyla mücadelede toplumsal bilincin oluşturulması ve farkındalığın arttırılması büyük önem taşımaktadır.Küreselleşme ve teknoloji sayesinde küçük bir köy olan dünyamızda suç odakları daha organize ve çok uluslu bir nitelik göstermektedir. Bu nedenle uyuşturucu ile mücadele sadece ulusal bir sorun olmaktan çıkarak uluslararası bir boyut kazanmaktadır. Özellikle kamu, sivil toplum, üniversite, medya, sanat ve spor camiası bu süreçte birlikte hareket ederek madde ve teknoloji bağımlılığı sorunuyla mücadeleyi sürdürmelidir."

 

Kaynak : PHA
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.