banner87
17 Haziran 2013 Pazartesi 04:56
406 Okunma
 Sesten Tıp Bayramı Açıklaması


Unutmaz, yaptığı açıklamada, bu yıl 14 Mart’a acı, kan ve gözyaşı içinde girdiklerini ifade etti.

Ülkenin bir yangın yeri olduğunu savunan Unutmaz, Barış, huzur ihtiyacındayız. Bunun vurarak kırarak sağlanamayacağını görüyoruz. Ülkemizde barışı, öldürerek değil yaşatarak temin etmenin yollarını mutlaka bulmak zorundayız. İçinde bulunduğumuz ortamda emeğin taleplerinin karşılık bulması da zorlaşıyor. Bir 14 Mart’ı daha sağlıksız bir Türkiye’de karşılıyoruz. Biliyorsunuz uzun yıllardır bizler 14 Mart’ları bayram olarak göremiyoruz. Sağlık alanındaki sorunlar, hastalara müşteri gözüyle bakılması, hekimlerin, sağlıkçıların uğradığı baskı, şiddet, insanlık dışı çalışma şartları, sömürü düzeni buna engel. İşte bu günlerde bizler bir araya gelerek dayanışma içinde sağlık alanındaki sorunları kamuoyunun dikkatine getirmeye çalışıyoruz dedi.

- SAĞLIKTAKİ SIKINTILARI BELİRLEDİK

Sağlıktaki sıkıntıları belirlediklerini anlatan Unutmaz, şunları kaydetti:

Bu yıl sağlık çalışanları arasında yaptığımız bir çalışmayla öncelikli sorunlarını belirledik. Çalışmamıza 4 bin 369 sağlık çalışanı katıldı. Sonuçlar şu beş sorunun öne çıktığını gösterdi. Geleceğim için kaygılıyım, emekli aylıkları çok düşük. Dinlenemiyorum, kendimi sürekli yorgun hissediyorum, iş yüküm çok ağır. Nitelikli sağlık hizmeti sunamamaktan dolayı mutsuzum. Yıpranıyorum, yıpranma payımı alamıyorum. Yöneticiler adaletsiz, baskıcı, kayırmacı. Bütün diğer sorunlar bir yana meslektaşlarımıza “Bugün nasılsın?” sorusunu soran birisinin alacağı samimi yanıt demek ki ağırlıkla “Baskı altında çalışıyorum, yıpranıyorum, karşılığını alamıyorum, dinlenemiyorum, sürekli yorgunum, geleceğim için kaygılıyım, nitelikli sağlık hizmeti veremiyorum” olacaktır. Sağlık Bakanlığı’na sesleniyoruz. İşte sağlık hizmetini verenlerin, bizlerin durumu budur. Bu şartlarda iyi sağlık hizmeti verilebilmesi de maalesef mümkün değildir
 
- SAĞLIKTA ŞİDDET VAR

Sağlıkta şiddetin olduğunu ileri süren Unutmaz, şöyle dedi:

Biliyorsunuz önde gelen sorunlarımızdan birisi de şiddettir. Sağlıkta dönüşüm programı ile sağlıkçıya yönelik şiddet her geçen gün artmaktadır. Meslektaşlarımız görevleri başında katledilmektedir. Sadece geçen yıl iki meslektaşımızı hastanelerdeki şiddete kurban verdik. Geçtiğimiz dönemde TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulmuş, sağlıkta şiddeti önleyecek yasal düzenleme yapılması gereği komisyonca da raporlaştırılmıştır. Ancak, caydırıcı yasal düzenlemeler henüz yapılmamıştır.  
Yaptığımız anket bize çok önemli bir veriyi daha sunuyor. Meslektaşlarımız hasta yakınından gelen şiddetten de daha fazla “amir baskısından, şiddetinden” yakınıyorlar. Sağlıkta dönüşüm programı ile yıllardır baskıyla, zorla çalıştırılıyoruz. Bu anketle bir kez daha vurgulanmış oluyor ki bugün sağlık alanında kamuda ve özelde zorla çalıştırma vardır. Bu zorla çalıştırmanın çok ağır sonuçlarını kimi zaman görüyoruz. Hemşire Sevilay Ayva’yı görevi başında kalp krizinden, Silivri’de Dr. Atakan Karanfil’i aile sağlığı merkezinde çalışırken, özel bir hastanede görev yapan Dr. Cenk Yavaş’ı daha geçen ay, Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi’nde Dr. Ahmet Cihat Akçay’ı görevi başında kaybettik. Bunların yanında pek çok intihar vakası da yaşanmaktadır. Maalesef bunların tümü önlenebilir ölümlerdir! Başta Bakanlık olmak üzere ilgililerin bu konudaki duyarsızlığı, bütün uyarılara rağmen etkili ve akılcı çözümler üretememeleri, biz sağlık çalışanları açısından düşündürücü ve endişe vericidir. Yaptığımız bu çalışma bir kez daha göstermiştir ki içimizde en zor durumda olan, asgari ücretle ve iş güvencesinden yoksun olarak çalışan Taşeron Sağlık Çalışanlarıdır! Anket sonucuna göre taşeron sağlık çalışanları en çok işten atılma korkusu yaşamakta ve ücret politikaları nedeniyle geçim zorluğu yaşamaktadır. Hükümet seçimlerde taşeron çalışanlara kadro verme vaadinde bulunmasına rağmen, bu konuda bir düzenleme yapmamakla birlikte, “asıl iş” kavramıyla güvenceli kadroları iyice kısıtlayan, taşeron çalışmayı bütün emekçilere yaymayı planlayan bir anlayışla düzenlemeler yapacağının sinyallerini vermektedir.  
Önceliğini sağlık çalışanının belirlediği sorunları görünür kılmak adına 14 Mart’ta nasıl bir eylem planlayalım? sorusuna meslektaşlarımızın ağırlıklı yanıtı “yetkililerle bir kez daha görüşüp sorunların aktarılması ve çözüm istenmesi” oldu. Bu yönde de çalışmalar yaptığımızı bilginize sunuyor, Sağlık Bakanı’nı sağlık çalışanlarının sorunların çözümü için samimiyetle konuya yaklaşmaya ve kurumlarımızla işbirliğine çağırıyoruz
 
- EMEĞİN DEĞERİ DÜŞÜYOR

Emeğin değerinin düştüğünü dile getiren Unutmaz, konuşmasını şöyle tamamladı:

Emeğin değeri giderek daha da fazla düşüyor. Çok hasta bak da nasıl bakarsan bak felsefesiyle sağlık hizmeti vermemiz dayatılıyor. Biz bunlara isyan ediyoruz. Sağlık Bakanlığına, Hükümet’e bir kez daha sesleniyoruz. Zorla çok hasta bakmak değil, her hastamıza ihtiyacı olan zamanı ayırarak çalışmak, işimizi iyi yapmak istiyoruz. Sınırsız muayene olmaz. Basamaklı sağlık sistemine geçilerek bu sorunun çözülmesini, randevu sisteminin delinmeden uygulanmasını istiyoruz. Çalışırken geçinebilecek güvenceli ücret, emeklilikte hak ettiğimiz aylığı talep ediyoruz. Her düzey yöneticinin korku, baskı, yıldırma politikalarından vazgeçmesinin sağlanmasını istiyor, sağlık çalışanlarının köle olmadığını bir kez daha hatırlatıyoruz. Hakkımız olan ve yıllardır gasp edilmiş olan yıpranma payının artık bir an önce verilmesini talep ediyoruz. Herkes için eşit, nitelikli, ücretsiz sağlık hizmeti, hekimler ve sağlık çalışanları için iş, gelir, gelecek ve can güvencesi sağlanana dek 14 Mart’ların ve bütün günlerin bayram değil mücadele günleri olarak yaşanacağını duyuruyoruz. Bu 14 Mart’ta da bunun için alanlardayız. Haklarımız, halkın sağlık hakkı için mücadelemizi sürdüreceğiz, sorunlarımızın çözümünün takipçisi olacağız

 
 

Kaynak : PHA
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.