29 Eylül 2019 Pazar 13:53
26 Okunma
Hareketle Gelen Göğüs Ağrısına Dikkat
“Kalp hastalıklarının tedavisinde girişimsel kardiyolojinin gelişmesi sayesinde önceleri hiç dokunulamayan ana damardaki darlıklara, damar çatallanmasındaki darlıklara, tam damar tıkanıklıklarına ve çok sayıda damara aynı anda müdahale edilmeye başlandı” diyen Prof. Dr. Oto, “Bu ilerlemeler sayesinde ameliyata gönderilen hasta sayısı yüzde 60’tan yüzde 5’e geriledi.” dedi.
 
Prof. Dr. Ali Oto, 29 Eylül Dünya Kalp Günü öncesinde kalp damar tıkanmalarında uygulanan girişimsel tedaviler hakkında bilgi verdi. Kalp hastalıklarının girişimsel olarak uygulanan yöntemlerle çözüme kavuşabildiğini söyleyen Prof. Dr. Ali Oto, özellikle çok yaşlı ve ameliyatı çok riskli olan hastalara uygulanan ameliyatsız yöntemlerin son derece başarılı sonuçlar verdiğini söyledi.
 
“Ateroskleroz adı verilen damar sertliği hastalığı, yaygın olarak bütün atardamar sisteminde görülebilirken, kalbi besleyen damarlarda görülmesi, tam tıkanma durumunda kalp krizine yol açar” diyen Prof. Dr. Ali Oto, koroner damarların daralması ya da tıkanmasının, kişilerde belli belirtilerle ortaya çıktığını kaydetti.
 
En belirgin belirtinin genellikle göğüs ağrısı şeklinde kendini gösterdiğini ifade eden Ali Oto, bu ağrının hareket etmek ve yürümekle başlayan, istirahatle geçen, sıklıkla basınç tarzında olan, boyun, çene, kol ve sırtın sol tarafına da yansıyan bir ağrı özelliği taşıdığının altını çizdi. Prof. Oto, ancak damar tıkanmalarının bazı hastalarda hiç belirti vermeden doğrudan kalp krizi olarak kendini gösterebildiğini, bazı durumlarda ise ani ölümlerle de ortaya çıkabildiğini bildirdi.
 
Prof. Dr. Oto, ortada hiçbir belirti yokken yapılan genel kontrollerle, egzersiz testleri ya da bilgisayarlı tomografi ile ve miyokard sintigrafisi denilen özel yöntemlerle bu tür rahatsızlıklara daha belirti vermeden de tanı konulabildiğini sözlerine ekledi.  
 
-"BAŞARILI SONUÇLAR ELDE EDİLİYOR"
 
Tıkanan kalp damarı olan hastalarda iki tedavi yönteminin bulunduğunun altını çizen Prof. Dr. Oto, şöyle devam etti: 
 
“Birincisi koroner bypass ameliyatı, yani tıkanıklıkların arkasına doğru köprü yapma ameliyatıdır. İkinci seçenek ise 40 yıldır gelişimini sürdüren girişimsel kardiyolojik yöntemlerle ameliyatsız olarak damarların açılmasıdır. İlk olarak balonla açma ile başlayan girişimsel kardiyoloji yöntemine, daha sonra balonla açılan damarın çökmesini önleyecek metal materyalden yapılan ve stent adı verilen sistemlerin kullanılması ile devam edildi. Zaman içerisinde basit stent sisteminin de yeterli olmadığı görüldü ve teknolojik gelişmeler sayesinde son 20 yılda ilaç salan özel stentler kullanılmaya başlandı. Günümüzde ilaç salan stentler ile ilgili teknolojiler, çok başarılı sonuçlar alınmasını sağladı.”
 
“Girişimsel kardiyolojinin gelişmesi sayesinde önceleri hiç dokunulamayan ana damardaki darlıklara, damar çatallanmasındaki darlıklara, tam damar tıkanıklıklarına ve çok sayıda damara aynı anda müdahale edilmeye başlandı” diyerek sözlerine devam eden Prof. Dr. Oto, “Bu ilerlemeler sayesinde ameliyata gönderilen hasta sayısı yüzde 60’tan yüzde 5’e geriledi. Ancak ameliyata yönlendirilen yüzde 5’lik dilimde bulunan hastaların da mutlaka ameliyat olması gerektiği unutulmamalıdır. Önemli bir gelişme de kalp krizi sırasında tıkanan damarlara acil girişim yapılarak damarın açılması yeteneğimizin gelişmesidir. Bu yolla kalp krizinin en kötü sonucu olan kalp kası ölümü ile buna bağlı kalp yetmezliği ve yaşam süresinin kısıtlanması gibi olumsuzlukların önlenmesi sağlanıyor” ifadelerini kaydetti.
 
-"EL BİLEĞİNDEN DE EN KARMAŞIK İŞLEMLER YAPILABİLİYOR"
 
Girişimsel kardiyoloji alanında yaşanan bir diğer önemli gelişmenin de farklı damarlardan girilerek işlem yapılabilmesi olduğunu açıklayan Prof. Dr. Oto, “Önceden sadece kasık atar damarından girilerek girişimsel kardiyolojik işlemler yapılabiliyordu. Şimdi en karmaşık işlemler bile el bilek damarından girilerek gerçekleştirilebiliyor. Hastalar için büyük bir konfor sağlayan bu yöntem ile hastalar, işlem sonrasında ayağa kalkıp dolaşabiliyor. Hastalar için önemli bir sorun olan göğsün, özellikle iman tahtası denilen ortadaki kemiğin açılması ortadan kalkar. Hastalar işlemin ertesi günü işine ve hayatına kaldığı yerden devam eder. Çoğu kez yoğun bakım süresi ya hiç olmaz ya da çok kısa olur. Çok yaşlı ve ameliyatı çok riskli olan hastalara girişimsel yöntemlerle müdahale edilebilir.” açıklamasında bulundu.
Kaynak : PHA
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.