Toplumların gelişmişlik düzeyini ileri anlamla tetikleyen süreçlerin bir çoğu, iktidarların eğilimleri ile paralellik gösterir. Realiteyi gözardı etmeyen, şeffaflık ilkesini şiar edinen iktidarlar halka hesap verme ilkesini “kurallarla” güçlendirir. Kimseye pembe gözlük dağıtmaz aksine kendi muhasebesini yapıp, pembe gözlüğün zararlarını geleceği açısından sakıncalı bulur. Geldiğimiz noktada günümüz iktidarların bir çoğu, pembe gözlük kampanyası başlatmış durumda! Kurum ve kuruluşların bir çoğu pembe gözlük takıp, liyakat unsurların ne denli hiçe sayıldığının emareleriyle dolu!
Dinin aktif olarak kullanıldığı siyasi çevrelerde, “yönetememe yanlışlarını” halkın üzerine boca edilen kutuplaştırıcı hamlelerle bertaraf eden, realiteden kopup, genel kabul görmüş ekonomik modellerden uzaklaşan iktidarların, pembe gözlüklerle taraftarlarını bol soslu dinci ve milliyetçi söylemlerle kitlelerini motive ettiği ironik bir hadise! Eğitim seviyesinin son derece düşük olduğu toplumların kolay yönetilme gibi esaretlere mahkum olması, güç sahiplerinin pembe gözlüklerle olanı olduğunun dışında göstermesi kolay olsa da sonuçta yaşam kalitesinin düşmesi bireyleri olumsuz etkileyeceği su götürmez bir gerçek! Denenmiş, sonuç alınamamış ve üstüne kaybedilenler üzerine hayıflanan iktidarları gören Türkiye, geldiğimiz noktada yönetememe çaresizliğine hazineyi garantör haline getirip, sosyal tabakalara pembe gözlük taktırmış, rüyalar aleminde kıskanç ülkeleri dansa kaldırmış durumda! “Gözlerime bak ne görüyorsun” şiarıyla ritmik hareketlerle tüm dünyaya yeni ekonomik “CİN İŞİ” modellerle kura tempo tutturan günümüzün pembe gözlüklü kurtarıcıları iktisat biliminin dehası Keynes’i mezarında ters döndürmüş durumda!
İktisat ilmiyle cebelleşen, eleştirilemez dokunulmazlığıyla kendini kutsayan, sonuçlarını herkesin gördüğü modelleri, sadece kendisi pembe gözlüklerle başka şekilde gören, kibirli, üst perdeden konuşma müdavimlerinin Türkiye’yi ne kadar geri götürdüğünün sonuçları elbet ortaya çıkacaktır. Tüm olumlu işleri sahiplenen, olumsuz işler ortaya çıktığında “Al şu pembe gözlüğü, gözlerime bak! Ne görüyorsun” tarzı ironik dramatik hallerin iktisat ilminin ne denli mizaha çevrildiğinin acı reçeteleridir. Zengini daha da zengin edip, orta gelirliyi söğüşleye, kurla oynama kumarıyla fakir fukaranın emeğini süzgeç gibi çekip zenginin denize sıkan kumar modeliyle halka kahramanlık diye sunulan sistemin mağdurları gözlere bakıp teselli bulabilir!
Ülkelerin kalitesi, cehaletle arasına mesafe koyuşu ekonomi ve eğitimle ilgilidir. Bu iki temel iskeletini sağlam bünyelerle oluşturmayan ülkeler kaybetmeye mahkumdur! İnsanın giderek ucuzladığı hayatın ise giderek pahalılığa esaret edildiği şu süreçte galiba enflasyon sepetine insanın atıldığı varsayımı realiteye dönmüştür. Hayatların hiçe sayıldığı, emeğin sömürüldüğü kölelik sisteminin kılık değiştirip yeni uygulamalarla pembe gözlüğe uyarlandığı aşikar! Nihayetinde yapılacak tek şey ekonominin gözlerine bakmak! Çok delici bakıyor…
DİPNOT:
Adam basit bir hastalık olduğunu düşündüğü bir rahatsızlık için doktora gitmiş ve birden çok ağır hasta olduğunu, hastalığının tedavisi olmadığını ve sadece altı ay ömrü kaldığını öğrenivermiş. Üzüntü içinde doktora ‘Yapabileceğim bir şey var mı?’ diye sormuş, doktor da ‘Tabii’ demiş,. Ekonomist genç bir bayan bul, onunla evlen ve bir Brezilya gezisine çık!’ Adam heyecanla; Bu benim ömrümü uzatır mı?’ diye sormuş, ama doktorun cevabı da şaşırtıcı olmuş. ‘Hayır, uzatmaz ama iktisatçı o kadar can sıkıcı olur ki, sanki daha uzun zaman geçmiş gibi hisseder, kendini daha çok yaşamış gibi zannedersin!
Ekonomi bakanın gözlerinin içine bakın! Daha zengin olduğunuzu hissedeceksiniz!
BİR FIKRA:
Bir gün bir bilim adamı yılbaşı nedeniyle hastaneleri gezip akıllanan delileri salmaya karar vermiş. Bir sürü hastaneyi gezmiş fakat hiç akıllandığına kanaat getirilen deliye rastlamamış. En sonunda bir hastaneye gitmiş birde bakmış ki bütün deliler zıplıyor.
Hemen onlarla ilgilenen doktorlara sormuş:
– Bunlar neden böyle zıplıyorlar?
Doktor:
– Bunlar kendilerini mısır patlağı zannediyorlar, demiş.
Bir de bakmışlar ki bir tanesi zıplamadan yatağın üzerinde sabit bir şekilde duruyormuş. Hemen ona yaklaşarak sormuş:
– Sen neden zıplamıyorsun?
Deli:
– Ben tavaya yapıştım…
Halkımız tavaya yapışmış durumda…!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
alperen 2022-01-05 13:15:28

ne saçma sapan bir yazı ya. ne yapalım terör örgütü pkknın kravatlı adamlarıyla göbek dansı yapanların, iha ya sihaya karşı çıkan, libyada akdenizde suriyede ne işimiz var diyenin, havaalanına yollara hastanelere köprülere israf diyenin ,ülkesini şikayet edenin, insanları tehdit edip fişleyenin peşine mı takılalım?!?! isterse şeriat olsun isterse dola 100 tl olsun?!?!?!?

Avatar
ali yılmaz 2022-01-10 12:01:24

beyni olmayanlara cevap vermiyorum