İnsanlar nedense bazı zamanlar olan bitenin farkında olmuyorlar, olamıyorlar.

Belki de farkında oldukları halde, özümsemiş gibi, umursamaz tavırlar takınıyorlar.

Özümsenecek, önemsenmeyecek, o kadar olayla karşı karşıya kalıyoruz ki, nelere dikkat ediyoruz, neler dikkatimizden kaçıyor, pek de oralı olmuyoruz, olmak istemiyoruz.

İnsan yaşıyorsa eğer, çeşitli işlerle iştigal eden esnafların işyerlerine uğruyordur.

Bu işyerlerinde, birçok manzaralarla karşı karşıya kalıyordur.

Yüzlerce olan biten olaylara şahitlik ediyordur.

Kimi zaman, kızıyor, sinirleniyor, hayıflanıyor, sitem ediyor, şikâyet ediyor...

Kimi zaman, boş ver diyor, görmezden geliyor, umursamıyor…

Bir ayakkabı mağazasına giriyorsunuz, sizin bakmaktan öteye gitmeyen haliniz ortadayken, yüzlerce, binlerce lira vererek, çerez alır gibi ayakkabı alanları gördüğünüzde…

Kapitalist toplumlarda paranın gücüyle her şeyi almaya muktedir gören insanları gördüğünüz de…

Baz insanlar eve götüreceği bir ekmek bulamazken, cepleri şişkin, yağlı-kıllı göbeklerini kaşıyanların, kabarık cüzdanları sayesinde, bilmem hangi ülkenin, hangi şehrin, ya da hangi mahallinde, asgari ücreti katlayacak derecede karnını doyurmak için, yemeğe gidenleri gördüğünüzde…

Alışverişe çıkmadığı zamanlar, kendilerini huzursuz ve mutsuz hisseden, çılgınlık derecesinde lüks AVM’lerini mesken tutan zengin hanımlarını gördüğünüzde…

Bir kredi kartına zar zor sahip olurken, ay sonu geldiğinde ödeyemeyerek, aile facialarına, hacizlere, cinnetlere, intihara, cinayetlere sebep olurken, maaşının ya da gelirinin büyük bölümünü harcayan ve onlarca kredi kartını kullananları gördüğünüzde...

Konum, mevki, makam, kariyer ya da statüsü ne olursa olsun, insanlara tepeden bakanları gördüğünüzde…

Cennet memleketimizde, mağdur, gelir düzeyleri çok düşük olanlar, bir sürü dert ve tasayla mücadele edenler varken; sıfatları aşikâr zengin olarak tabir edilen ve yüksek gelire tabi olanları gördüğünüzde…

Daha birçok olayla karşılaştığınızda, özümsüyor musunuz, önemsemiyor musunuz, yoksa umursamıyor musunuz?

Çoğumuzun umurunda olmadığı gibi, kendimizi de bir sorgulama ve özeleştiri içerisinde görmüyoruz.

Doğduğumuz yer, doyduğumuz yer, yaşadığımız şehir, ikamet ettiğimiz mahalle hiç fark etmiyor.

Belli bir birikimimiz, başımıza sokacak bir evimiz, binecek bir otomobilimiz varsa, oh ne ala!

Yoksa olumsuz, kötü olan ne varsa, hepsi çorap söküğü gibi ardı ardına gelir. Bir türlü olanların önünü alamazsınız.

Yaşadığınız şehirle, yaşadığınız semtle, kılık-kıyafetinizle, sahip olduğunuz, edindiğiniz sıfatlarla, maruz kaldığınız ayırımcılıklarla, sürekli bir ötekileştirme, etiketlendirme içerisinde görebilirsiniz ya da öyle hissedebilirsiniz kendinizi.

İmkânlar dahilinde, bazı şeyler yapılabiliyor, bazı sorunlar giderilebiliyor, peki ya imkânsızlıklar içerisinde olunduğu zaman!..

Nerede doğacağımıza, nerede yaşayacağımıza, anne-baba ve aile seçme şansımız olmayacağımıza göre; bize verilenle, kısmetimize düşenle yetinmek zorunda olduğumuza göre; siz olan biteni gördüğümüzde, özümsüyor muyuz, önemsiyor muyuz, yoksa önemsemiyor musunuz?

Ne yapıyorsunuz, nasıl davranıyorsunuz?


Kerim Baydak

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.