Hayatın öznesi, nesnesi ve son noktası ‘Kader’ olabilir.
Ama ‘Yüklem’i hür irademizdir..
Dücane Cündioğlu

Yaklaşık bir haftadır başlayan İran’daki olaylar; bölgenin, dünyanın ve Türkiye için çok önemli bir vaziyet almış durumdadır. Arap baharıyla başlayan durum zamanla yeni bir ülkeyi daha kıskacına alarak yoluna devam ediyor. Ortadoğu’da güvenli bir ülke bırakmadı. Her an patlamaya hazır bir el bombası gibi hazır durumda bekliyor. Fitili kimin veya kimler tarafından çekileceği kestirmek çok zor. Eylemler başladı mı gerisi çorap söküğü gibi devam ediyor.

Rıza Pehlevi ile Humeyni dönemleri arasında bir mukayese etmeye çalışsa da çok sağlıklı bir değerlendirme olacağı kanaatinde değilim. Çünkü Şah dönemi belli bir zaman dilimini kapsamış ve sonrasında asıl yapısına kavuşmuştur. Her iki dönemin kendine has güzellikleri haizdir. Çok köklü bir geçmişe sahip olan İran, pek çok alanda hatırı sayılır icraatta bulunmuştur. Kadim bir geleneğin devamı olan İran, edebiyat, tarih, adalet ve benzeri türlerde tarihe damga vurmuş örnekleriyle mevcuttur. Nişirevan’da geçen adaletle ilgili hikayesi herkesçe bilinmektedir.

Protestolara gelince herkesçe birtakım tahminler öne sürmektedir. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Her ne gerekçe ile olursa olsun, insanların ölmesi meşrutiyet kazanmaması lazımdır. Tabii ki devleti yıkmaya çalışan olursa da her ne sebeple olursa da gerekli önlemi alması kaçınılmazdır. Şimdi halk, olayın buralara gelmesinin temel sebepleri olarak şunları görmektedir: Hayat pahalılığı, yolsuzluk, işsizlik, sosyal anlamdaki baskılar ve buna bağlı olarak gösterilen diğer nedenler. Ancak şunu bilmek fayda var, her ne kadar şikâyet ettiği durumlar varsa da, İran zaten böyle bir yapıda olan ülkedir. Olayları yalnızca bunlara bağlamak çok doğru bir tespit olacağı fikrinde değilim.

Türkiye bölge için gerekli duyarlılığı göstermesi gerekir ve gösteriyor. Çünkü yanı başımızda devam eden Suriye durumu her şeyi apaçık ortaya serpmektedir. Bölgede ayakta kalan ve işi çözebilecek tek ülke konumda olan Türkiye’dir. Tansiyonu yüksek olan bu bölgede bir de İran eklenirse vaziyet gerçekten içinden çıkılmaz bir hal alacaktır. Ülkenin bütünlüğünü sağlamak için komşu ülkelerin azami hassasiyet göstermesi gerekir. Başka güçlerin buralara girmesine fırsat vermeden olayın bertaraf edilmesi gerekir. Zaten bu olayların başlamasında dış güçlerin parmağı olmaması düşünülemez. İsrail ve ABD için bayram olmuş vaziyette. Şu ana kadar yapamadıkları bu olaylar vesilesiyle girmeye çalışacaklar. Bunun için gerekli kamuoyu oluşturmaları ve medya yoluyla yangına körükle gideceği gerçeğidir.

İyisiyle kötüsüyle bölgemizdeki her gelişmeden sorumluyuz. Özellikle de basın ve medya olmak üzere ayrılıkçı yapılara fırsat vermemiz lazım. Önemli olan ülkelerin bütünlüğüdür. Bölgede gelişen her türlü eylemler terör odaklarına yer açmaktadır. Bu terör grupları bu gibi durumlarda türedi. Bunlara fırsat vermemek için bunları düşünmekte fayda var. Bölgenin güvenliği için Ortadoğu’ya sahip çıkmamız bu açıdan önemlidir, gereklidir.

Vesselam!