Bir süredir ülke gündemini uzaktan takip ediyorum. Ülke hep kısır döngü tartışmalara çekiliyor. Ülkeyi yönetenler toplumu rahatlatacak uzun vadeli plan ve projelerden uzak. Bu izlenime nereden mi kapıldım?....
Hep sahadayım, halkla iç içe olunca sitemleri, istekleri birinci ağızdan dinleme fırsatını buluyorum. Nedir halkın isteği; siyasetin kavgacı, ayrışmacı dilinin kırılması, yoksulluğun, yolsuzluğun, hukuksuzluğun ve adam kayırmacılığının önüne geçilmesi.
Bakın, Üniversite bitiren gençler işsiz, geçmiş yıllarda da yazılarımda dikkat çektiğim, büyük bir beyin göçü yaşanıyor, biz mülteci alıyoruz, bizim gençlerimiz umudu başka ülkelere gitmekte buluyor. Bu nasıl bir çelişki ?....
Ya Üniversiteyi kazanıp ama maddi imkansızlıktan dolayı okumakta zorlananlar, burs bulamayan öğrencilerin durumu ne olacak?...
Bilimi, Sanatı ve sanatçıyı unuttuk, sanat ve sanatçı hak ettiği değeri bulamıyor. Diyeceksiniz ki ülkemizde kim hak ettiği değeri buluyor ki ! ....
Kadın cinayetleri dur durak bilmiyor. Sokak ortasında yardım isteyen bir kadının çığlıkları duymazlıktan gelindi ve göz göre göre öldürüldü. Bu kadar duyarsızlık varken ben neyi anlatıyorum ki!...
Tarım bitmiş, hayvancılık bitmiş.
Halk, adaleti sadece mahkemelerde değil,
Gelirde adalet,
Vergide adalet,
Eğitimde adalet,
Paylaşımda adalet istiyor. Evet, halkın gerçek gündemi ekonomi ve işsizlik iken biz neyi tartışıyoruz. Biz ülkmizin değerlerini tartışmaya açıyoruz.
Bir süredir Laiklik ilkesini tartışmaya açtılar. Ayasofya imamı Mehmet Boynukalın'ın "Laiklik kaldırılsın" tehlikeli söylemi bir hayli gündem oluşturdu.
Bu ülkede laiklik ısrarla neden tartışma konusu yapılır?
Ortadoğu'da yaşananlara bakın, İran, Irak, Suriye ve hatta Afganistan da yaşananlar ortada.
Bakın bu ülkede laikliği hedef alan Hizbullah'ın Güneydoğu'da yaptıklarını, El Kaide'nin İstanbul'daki bombalarını, IŞİD'in canlı bomba eylemlerinde binlerce masumu katletmesini ve FETÖ'nün darbe girişimini ne çabuk unuttu AKP iktidarı ! ...
Laiklik, Cumhuriyet'imizin en önemli unsuru ve muasır medeniyetinin aydınlık yüzüdür.
Her birimiz kendi inancımızdan sorumluyuz. Bu inanç asla siyasete ve her hangi bir kuruma alet edilemez.
#Laiklik tüm inançların teminatıdır. Devletin tüm inançlar karşısında tarafsız olması gerekir. Dolayısıyla din ve inançları karşısında tarafsız, eşit ve bağımsız olunmalıdır. Görüyoruz ki, laikliğin önemi hala kavranmamış. Şunu iyi bilmeliyiz ki, "Laiklik" olmazsa ne özgür düşünce, ne bilim, ne çağdaşlık olur.
Laiklik her halükarda güçlenmelidir. Bir toplumun ortak değerleri, eşit yurttaşlık hakları, demokratik ve hukuk düzeni ancak böyle korunur.
Laiklik ilkesi, 1924 Anayasası’na 5 Şubat 1937 tarihinde yapılan değişiklikle; 2. maddeye devletin nitelikleri olarak “Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılapçıdır” biçiminde girmiştir. Daha sonra 1961 Anayasası’nda ve son olarak 1982 Anayasası’nın 2. maddesinde laiklik ilkesi Cumhuriyetimizin nitelikleri arasına “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzur, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir” şeklinde yer almıştır. Anayasamızın 4. maddesinde laiklik ilkesi, değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez temel nitelikleri arasında sayılmıştır.
Eşsiz lider Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin hedefi çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmaktır. Bu hedefe ulaşmakta Cumhuriyetimizin niteliklerinden olan laiklik ilkesinin önemi ve etkisi çok büyüktür.
5 Şubat 1937’de Anayasamız ile güvence altına alınan laiklik ilkesi, din, vicdan ve ibadet hürriyetinin güvencesi olması yanında, aklın, bilimin, hukukun üstünlüğünün esas alındığı onurlu bir yaşam biçiminin de temelini oluşturur.
Demokrasinin, temel insan hak ve özgürlüklerinin, öncelikle de biz kadınların ve daha doğrusu insan haklarının güvencesi olan laiklik ilkesi hiçbir şekilde zedelenmemelidir. Ancak son yıllarda eğitimden sağlığa, bilimden hukuka kadar birçok alanda laiklik ilkesinin zedelenmesine yol açan birtakım açıklama ve uygulamalarının artması bu ülkeyi geriye götürür.
Laiklik ilkesinden uzaklaşmak, akıl ve bilimden uzaklaşılmasına yol açmakta ve bu bizi hızla çağdaş bir toplum olmaktan koparır.
Ülkeyi yönetenlerin, devletin tüm kurum ve kuruluşlarıyla laiklik ilkesine bağlı kalınmalıdır.
Sonuç olarak; demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin teminatı olan laiklik ilkesi ile Cumhuriyetimizin niteliklerinin korunması biz Cumhuriyet kadınlarının da vazgeçilmezidir.
13.10. 2021
Fatma Ulubey
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.