Nasıl da sinir olurum kendilerinin kolayca yapabildiği şeyleri, sanki herkes kolayca yapabilirmiş gibi ‘ irade meselesi ‘ diye etiketleyip geçenlere. Hele bu doğrudan bana karşı yapılırsa tepkim şiddetli de olabiliyor. Fakat dolaylı olursa biraz geç fark ettiğim için daha yumuşak davranabiliyorum, özellikle kendime. Nasıl mı?

Gelin yaşadığım bir örnekten yola çıkayım. Dün bir grup arkadaşla etkinlik için buluştuk. Sigara içen bir arkadaş, sigara içmeyen birkaç arkadaşın ben de dâhil sohbette odak noktası haline geldi. Sohbetin maksadını aştığını düşündüm. Nitekim arkadaş,“Seviyorum ben sigara içmeyi” diyerek sohbete noktayı koymak istedi. Bir arkadaş sözüne devam ederken ben içen arkadaşı savunma gereği duyarak kendi sigara kullanımımı ve tek başıma bırakamayıp profesyonel yardım aldığımı belirttim. Fakat karşı taraf o kadar kibirliydi ki; “Ben tek başıma hem de tek seferde noktayı koydum onbir yıldır da içmiyorum.” dedi. Orada artık sustum. Çünkü bana göre sözün bittiği yerdi.

Bugün o sohbeti niye zihnimde taşıyorum derken bir başka yaşadığım örnek oradaki farkındalığımı pekiştirdi. Ben yaşamım boyunca bağımlılık dediğim şeylerden özgürleşmek ve yerlerine daha işlevsel şeyleri koyabilmek adına hep yardım almaya ihtiyaç duydum. Bu bir yandan benim işimi kolaylaştırsa da kendimi aciz hissetmeme de neden oldu. İşte yaşamın paradokslarından biri daha.

Para bulunmadan öncesine kadar gider bu sohbetin ucu. Hatta para bulundu,

insanlık bozuldu bile denilebilir. Armağan ekonomisinden dem vurulabilir. Hayat pahalılığı ile de son bulabilir. Diğer seçenekleri de siz zihninizde şöyle bir oluşturun. Beyin jimnastiği olur.

Bayılıyorum sohbeti böyle salkım saçaklamaya, dağıtıp sonra da toplamaya. Benim aldığım bütün bu profesyonel yardımların bir bedeli var elbette.’Paraları yedirdin’ oluyor tabii o zaman.Q11”Nerde Yedin Paraları Söyle” adlı popüler parçaya da bir gönderme yapalım lafın yeri gelmişken. Bu sıralar o kadar çok tura katılınca bu roman havasında eller havaya çok yaptık. Ne yazık ki bana söylenenler coşturucu nitelikte değil. Aksine dediğim gibi oldukça kötü hissettiren söylemler. Hisseden de ben olduğuma göre top bende yani.

Buradan nasıl çıkabilirim? Bugün kulağıma çalınan bir bilgiyle yanıt verebilirim kendime. Gerçek tektir fakat doğru yani gerçeği algılama şekli kişiseldir. Yani doğru benim doğrumdur. Diğerlerinin de gerçeği algıladığı şekliyle onların doğrusu oluşur. Aynı olmak zorunda değildir yani. Neden o zaman Özlen kanıtlamaya çalışıyorsun başkalarına hatta kendine doğrularını. Bu senin doğrun.”Her şeyi tek başıma yapmak zorunda değilim yardım alabilirim. Gücüm yeterse yaptırta da bilirim. Yapan da yaptıran da bir aslında.” diyen sensin. Herkes böyle düşünmek zorunda değil.

İkna enerjisi ne kadar yüksek! İknanın olduğu yerde inat var, oldurma enerjisi var. Bu maalesef beni çok zorluyor. Her şey benim istediğim şekliyle ve benim istediğim zaman olacak, mümkünse hemen olacak gibi zorlayıcı bir güç var çoğu zaman durduramadığım. Hani gençler arasında bir espri var ‘ o kedi buraya gelecek’ gibi çok da anlamlandıramadığım ama mesajının dirençle bağlantılı olduğunu sezdiğim. Onun gibi bir şey, anlatamıyorum ama içimdeki o fırtınayı seziyorum ve durduramazsam yaşıyorum.

Yazarken bile duygularıma temas etmek yordu beni. Hâlbuki yaşam akıyor ve olacak olan oluyor zaten. Bu kadar zorlamak niye? Neyse ki geçecek bunu biliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.