Kışları soğuk ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak geçen canım memleketim. Efendim şöyle söyleyeyim, biz güzelim Adıyaman'ımızda dünyaya gelirken her şeyi göze aldık, gözümüzü korkutamazsınız.

     Zaten sevgili ailemiz de biz doğar doğmaz kulağımıza " bak yavrum burada masmavi bir deniz var, geceleri ay çıktığında bakarsan yakamozları görebilirsin. Sahide yürüyüşe çıkabilirsin, piknik yapıp kitap okuyabilirsin, kamp yapabilirsin, çalgılı çengili balık restoranlarında zevkle yemek yiyebilirsin, sıcak ve yoğun şehir havasından sıkılınca soluğu burada alabilirsin, tekne turlarına katılabilirsin,... " gibi politik vaatlerde bulunmadı. Çünkü her şeyin farkındaydılar ve bizleri de aynı gerçeklikle yetiştirdiler.

     Anlayacağınız doğarken biliyorduk zaten her şeyi. Fakat yedisinde neyse yetmişinde de aynısı olmamalı buralar. Zira öyle de olmadı. Kendi çapında gelişime ayak uydurmaya çalıştı,ancak hep geriden. Tamam çok güzel gelişmeler oluyor, az bir kısım Adıyaman'a sahip çıkmaya çalışan görevli ve gönüllü işini layıkıyla yapmaya çalışıyor. Ne yazık ki tüm bunlar çok yetersiz.

    Küçük, şirin kentimizde değerlendirilip turizme ve halkımıza kazandırılacak öyle çok şey var ki. Hem coğrafi olarak, hem tarihi olarak, hem tabiat güzellikleri olarak, hem el işçiliği konusunda, hem sanat konusunda, hem de mutfak olarak... Çok zengin bir hammaddeye sahibiz aslında.

    Misal geçen eski askerlik şubesinden dönüştürülmüş tarihi evde, sayın Mustafa Çifçi hocamın öncülüğünde müthiş bir harfane konseri dinleme şansım oldu. İnanın mest oldum, hele de beraberinde güzelim çiğköftemiz de sunulunca hem göz, hem kulak, hem de damak zevkimiz doydu.Oh mis mis. Bu gerekli destekler sağlanarak belirli zamanlarda yapılabilir, neden olmasın.

      Çiğköfte şenliği, Nemrut Festivali... Gibi tanıtım zamanları düzenlenip şehrimiz tanıtılabilir. Düzenli yöresel bir pazar kurulabilir. Burada el işçiliğimiz, yemeklerimiz, kışlık erzaklarımız, süt ürünlerimiz, eski göçebe çadırlarımız ve yaşamları, sanatçılarımız....  vs tanıtılabilir neden olmasın ki? Benimkisi bir fikir. Misalen festivallerimizde Mehmet Seske, Zara, Kahtalı Mıçı, Latif Doğan, Hüseyin Öğüt, Saadet Alan,..... gibi adını sayamadığım yerel sanatçılarımız bizleri müzikleriyle temsil edebilir. Yine yerel yazar ve şairlerimiz kitaplarında memleketimize yer vererek bu anlamda bizi destekleyebilir.

      Denize gelince, onu nerden getireceğiz diyebilirsiniz. Valla o zaman da Atatürk Barajı ne güne duruyor diye sorarlar efendim. İnsanlar hiç su olmayan yerlere yapay göl ve plaj yapmışlar,palmiyeleri dikmişler, yetmemiş dünyanın en lüks ve pahallı otellerinden yapmışlar dünya kadar turist topluyorlar her yıl. Al sana ekonomiye katkı.

   Eee bizde göl var şükür, aslan gibi barajımız var. Neyimiz eksik sizce. Evet zor görünüyor olabilir, fakat inanın sonuç inanılmaz olur. Ondan sonra gör sen küçük şehir nasıl değişip dönüşüyor. Düşündükçe bile mest oluyorum inanın. Bambaşka bir Adıyaman, neden olmasın?Bence olur, canım memleketim her şeyi hakediyor. Emin olun bunları başaran yerlerin bizden çok da farkı yok. Hayır kesinlikle hayalperest değilim. Memleketini sevmek, bir şeyler yapmak için uğraşmak, idealist olmak, memlekete sahip çıkmak yeterli. Gerisi laf-ı güzaf.

         Instagram :nazantstnypcofficial 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.