Hep duymuşumdur “sahipsiz memleketiz ne de olsa” sözünü öyle değil mi…!!! Aslında  memleketin sahibinin kim olacağına  yada kimin bu şehre gerçekten sahip çıkacağına karar veren bir toplumun kendi seçtikleri seçmenlerine  yakıştırdıkları yaftadır  bu söz, peki öyle mi gerçekten yoksa dil alışkanlığı mı sorarım size ey  halkım…
         Bir şehir geliştirilmek, hatta daha da ileriye götürülmek isteniyorsa öncelikle o şehirde yaşayan insanlar ile diyaloğa geçilmeli, halk ile iç içe olunmalı, esnaf ziyaret edilip dertleri dinlenmeli, devlet kapıları sonuna kadar halka açılmalı, şehirdeki halkın sorunları iyi anlaşılıp analiz edilmeli, zaten bir şehrin yönecileri  kutsiyetleri ve devlet adamlıkları adına o şehirli oluyorlar…!!!
Ne yazıktır ki  mevzu yatırıma gelince şehrin ileri gelen ağababaları, diğer adıyla iş adamları hiç de oralı olmuyorlar, yatırımlarını memleketleri dışında büyük metropol şehirlerde yapan iş adamlarımız diğer bir adıyla ağababalarımız, ekmeğini suyunu içtikleri, doğup büyüdükleri güzelim şehirlerini unutuyorlar  maalesef...!!!
İş adamlarımızın şehrin ileri gelenleriyle bir araya gelip, eğitim ve kültürel alanında neler yapılabileceklerini bir güzel oturup konuşmalı  ki  başta eğitim ve kültürel olarak halkımız daha da ileri seviyelere taşınabilsin,  eğitimin önde olduğu bir halkın diğer maddi unsurlarının geride olduğu pek görülmemiştir.
Her şeyi de devlet erkanından da beklemek  ne kadar doğru!!!? içimizden çıkan parasına para katan bu uğurda mesai harcayan Allah daha çok versin iş adamlarımıza sormak  lazım, doğup büyüdüğünüz bir zamanlar yaşadığınız şehrinizde bir eseriniz  olsun istemez misiniz? öyleyse iş adamlarımızı yaşadıkları şehirde derslik yapmaya, okul yapmaya, kütüphane hatta kültür merkezleri yapmaya davet etmek en doğal hakkımız değilmidir…!!!
Sadece kitaplar kurtarmayacaktır bir şehri elbet, lakin gelişimin  zeminini oluşturacağı muhakkaktır. İşin düşünsel yani eğitim kısmı  hal olduktan sonra diğer gerekliliklerin çorap söküğü gibi kendiliğinden geldiği zaman içerisinde görülecektir…
Benim de yaşadığım güzelim şehrim Adıyaman UNESCO tarafından dünyanın 8. Harikası diye tabir edilen Nemrut Dağı ( Kommagene Krallığı  ) yine Ehli Beyt diyarı Menzil,  yeri yani makamı kesin olarak bilinen Hz. Safvan Bin Muattal’i,  Cennet güzelliğine sahip ismi gölleriyle özdeşleşen Gölbaşı’ sı, tarihi mekanlarıyla Kahta ve Besni,si yüzen adalarıyla Çelikhan’ı muhteşem kanyonuyla Gerger’i güzelim manzaralıyla Samsat, Sincik ve Tut gibi ilçeler, ismini sayamadığım bir çok kültürel miraslarıyla Adıyaman topraklarında olmasına rağmen, hava yolu ulaşımında sıkıntıların olmadığı şehrimize gelen turist sayısı bakımından kaygıların yaşanması  anormal bir durum değil midir…???
Cumhurbaşkanımızın dediği gibi milli seferberlik yatırımla olur…!!!
O vakit şapkayı önümüze koyup bir konuşup bin düşünmemiz lazım çuvaldızı önce kendimize sonra başkasına batırmalıyız vesselam…
                                
                                             Necip AYDIN

                                             ressam[email protected]